Ana Sayfa Blog Sayfa 61

Cinsiyetçi yapay zekanın fişi çekildi!

1

Size bir iyi bir de kötü bir haberim var… İyi haberi sona sakladım, adettendir!

Dünyanın önde gelen bilim insanlarından Profesör Stephen Hawking, yapay zekanın insanlığın sonunu getirebileceği uyarısında bulunmuştu. Henüz sonumuz gelmedi ama yapay zeka da cinsiyetçi çıktı!

ABD’li e-ticaret devi Amazon, kadın adayların özgeçmişlerini görmezden gelmeye başlayan yapay zeka programını kapatmış. Şirketin işe alım ekibi, hangi özgeçmişlerin daha başarılı olduklarını tespit edip, en iyi adayların işe alınacağını tespit edip yöneticilere sunabilen bir yapay zeka programı kullanmayı umuyordu. Ancak, yapay zeka son 10 yıldır aday havuzuna aktarılmış CV’leri baz aldığı için, teknoloji sektöründeki baskınlıkları sebebiyle, erkek adayların özgeçmişlerine bakmaya meyilliydi. Sonuç olarak, yapay zeka “kadın” kelimesi geçen özgeçmişleri filtrelemeye başladı. Bunu fark eden ekip, yapay zeka programını kullanmayı durdurdu.

İşe alımdaki başka bir cinsiyet yanlılığı, iş ilanlarında bazı kelimelerin özellikle seçilerek kullanılması durumu. Bazı sözler, erkeklerin dikkatini daha çok çekerken, diğer sözlerin kadınlara hitap etmesi gibi. Yapılan araştırmalar, “destek” ve “anlayış” gibi kelimelerin kadınlara yönelik kullanıldığını, erkeklerinse içinde “etkin”, “mantıklı” veya “güçlü” gibi kelimeler geçen ilanlara başvurma olasılıklarının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Gelelim iyi habere! Kelimelerdeki gizli yanlılıkları ortadan kaldırmak için çalışan şirketler de var. Bazı teknoloji şirketleri özellikle eril ya da dişil gibi görünen terimleri bulan yazılımlar yaratıyorlar. Hem işe alımcıların hem de adayların kullanabilecekleri güzel bir online araca denk gelince ben de paylaşmak istedim. İş ilanınızın/ özgeçmişinizin metnini bu siteye yapıştırarak kullandığınız dilin daha tarafsız olması için değişiklikler yapabileceksiniz.

 

Güzel kadınlar ve diğerleri

0

Daha önce defalarca kez mevcut durumunuzla ilgili şükretmeye teşvik edildiniz: “Nefes alabildiğin için şükretmelisin, yeni bir güne uyandığın için, güneşi görebildiğin için… Ayakkabıların yoksa bile, ayakların olduğu için şükretmelisin.” Tüm bu teşviklere sonuna kadar katılıyorum. Bununla birlikte, çalışmadığınız bir yerden soracağımı düşünüyorum şimdi.

İki gözünüz aynı yöne baktığı için şükretmek hiç aklınıza gelmiş miydi?

Ergenlik çağından itibaren hayatta beni en çok zorlayan konulardan biri bu olmasaydı, benim aklıma gelmezdi. Şu anda ise aynı anda sevgiliye odaklanabilen bir çift gözün ne büyük lütuf olduğu hakkında mini bir roman yazabilirim. Çünkü öyle. Fiziksel dezavantajların her biri ayrı ayrı zor, her biri sahibine bir sınav niteliğinde. Bu durum şaşılık için de geçerli.

Benim öykümde hem genetiğin etkisi hem de göz tembelliği var. İki gözümün sahip olduğu hipermetrop dereceleri birbirinden çok farklı. Hal böyle olunca, iyi durumdaki göz her işi tek başına kotarıyor. Diğerine de yan gelip yatmak kalıyor. Ne anlatırsam anlatayım karşı taraf bakışlarıma takılıp kalabiliyor yani. İki gözüm arasındaki uyumsuzluk çoğunlukla dikkat çekiyor. Görme kaliteme etkisi nedir bilemiyorum ancak sosyal hayatımın bu durumdan etkilendiği bir gerçek.

Üstelik durum lisedeyken daha fenaydı. Sevilme, beğenilme, takdir görme ve kendimi topluma kabul ettirme yönünde endişelerimin tavan yaptığı o dönemde gözlerim nedeniyle çok ağladım. Görebildiğime şükretmem gerekirdi biliyorum ama ağladım. Kimse beni alaya alıp “Şaşı, şaşı!” diye etrafımda dönmedi ama hep hissettim. Kibarca sorulduğunda bile rahatsız oldum. Bardağı taşıran son damla ise üst sınıflardaki büyük (!) aşkımın benden yine aynı sıfatla bahsettiğini duymak oldu. O sene yarı yıl tatilinde apar topar ameliyat oldum.

Göz tembelliğim hala devam ettiği için yüzde yüz başarılı bir operasyon olduğunu söyleyemem. Zaten tekrar edebileceği söylenmişti. Şu anda yakındaysam birine odaklanabiliyorum ama uykusuzsam, sarhoşsam ya da uzak mesafedeysem durum yine aynı. Nereye baktığımı bulabilene aşk olsun!

Gelelim beni bu satırları yazmaya iten nedene. Kiminin gözü şaşı, kiminin kulakları kepçe, kimi kaba tabirle karga burunlu. Şu anda lisede fiziksel kusurlarıyla uğraşmakta olan her genç kız, en geç otuzlara doğru mutlaka bu “güzellik” denilen illete kendince bir çözüm bulacak. Bir saç stili, küçük bir operasyon, kendisini her haliyle seven bir sevgili ya da ruhani bir uyanış… Nasıl olur bilmem ama olduğunda artık eskisi kadar takmayacak bu derdi. Oysa ergenlikte her şey dünyanın sonu gibi.

Bugün 17 yaşındaki halime bu anlamda çok uzak hissederken, eski güzellik kraliçelerinin paylaşımlarıyla karşılaştım. Güzellik kraliçesi seçildikleri o şanlı gün ile şimdiki hallerini yan yana koyup geçmişlerini selamlıyorlardı. Kendilerine şefkat gösteren bu kadınları ancak tebessümle ve takdirle takip ettim. Ancak şimdi en az 40’larını sürmekte olan bu güzel kızlardan farklı bir şeyler de duymayı isterdim galiba.

Kendileri kadar uzun, zayıf, hokka burunlu, elma yanaklı olmayan genç kızlar üzerinden bugünkü tescillerine sahip olmuşlardı, öyle değil mi? Kendi yaşıtları için belki çok geç ama hala 17 yaşında olan kız kardeşlerimize söyleyecek başka şeyleri de olsa ya? Güzelliğin yanlış insanları da çekebilen bir mıknatıs olduğunu tecrübe etmediler mi? Sonunda sadece güzellikleri için kendilerine yaklaşan herkesi hayatlarından elemediler mi?

Hayatta mühim olanın fiziksel ölçüler değil de; aşk, dost sohbeti ve iyi niyet gibi çoğunlukla görülemeyen kavramlar olduğunu güzellik kraliçelerinden duymak “çok güzel” olmaz mı sahi?

 

 

Dijital Topuklar KaleTalks’taydı!

0

Kale Seramik’in ev sahipliği yaptığı, ilham veren girişimlerin ve iş insanlarının konuşmacı olarak katıldığı KaleTalks, 20 Eylül’de Dijital Topuklar’ı ağırladı.

Dijital Topuklar Platformu’nun kurucuları Elif Doğan ve Perihan Gürer’in konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte, Dijital Topuklar’ın yolculuğu anlatıldı. Kendi hayallerini ve iş tecrübelerini anlatarak konuşmaya başlayan Elif Doğan ve Perihan Gürer, girişimcilik hikayelerini, başarılarını ve başarısızlıklarını, aldıkları dersleri ve ilerleyen zamanlarda neleri hedeflediklerini paylaştılar. Kale Seramik’in Levent’teki holding binasında gerçekleşen etkinlik, katılımcıların soruları ile devam eden bir sohbetle sona erdi.

Konuşmanın tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

 

Kale Seramik’e davetlerinden dolayı teşekkür ederiz!

 

 

Dijital Topuklar 2018 #tutkunubul temasıyla 1 Kasım’da

0

2016’da “Türkiye’nin ilk ve tek dijital kadın zirvesi” olarak çıktığımız yolda, geçtiğimiz Mart ayı itibarıya bir “dijital kadın platformu”na evrildik. Hedefimiz aynı: kadının dijital dünyaya yön veren duruşunu herkese duyurmak ve bu dünyadaki dinamikleri değerlendirmek…

Yüzlerce kadının hayatına dokunan ilk iki zirvemizin ardından bu sene de, Dijital Topuklar 2018 için toplanıyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Kasım ayının ilk günü gerçekleştireceğimiz zirve, İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampüsü’nde olacak.

#tutkunubul teması ile hazırladığımız programda birçok uzman, girişimci ve etki lideri çeşitli söyleşi ve panellerde, dert edindiğimiz konuları konuşuyor olacak. Dijital dünyada iş yapmanın yanı sıra feminizm ve toplumsal cinsiyet eşitliliği, girişimcilik, şefkatli, feminen liderlik, dijital yerlilerin teknoloji kullanımı gibi birçok konuyu ele alan Dijital Topuklar olarak, kadınlar için fayda odaklı, içten, güvenilir ve yol gösterici konu ve konuşmacılar ile kadınları kendi tutkularını keşfetmeye, yaratıcılıklarını harekete geçirerek üretmeye ve ürettikleri dünya ile paylaşmaya bu yıl da davet ediyoruz.

Bugünün ekonomik ortamında böylesi bir etkinliği ayağa kaldırmak kolay olmadı. Piyasa koşullarının zorluğuna rağmen, söyleyeceklerimizi önemseyen, dert edindiğimiz konuların görünürlüğüne katkıda bulunmak isteyen sponsorlarımızın da desteğiyle, yaklaşık bir senedir üzerinde çalıştığımız Dijital Topuklar‘ı 1 Kasım’da sahneye taşıyacak olmanın heyecanı içindeyiz.

Herkesi etkileyen ekonomik zorlukları da göz önünde bulundurarak bu yıl bilet fiyatımızı yükseltmemeye uğraştık. Biletlerimiz biletix web sayfasında, geçen seneki fiyatı ile satışta… Bu sene kontenjan 600 kişi ile sınırlı ve biletlerin çabuk tükeneceğini öngörüyoruz.

Katılmak, paylaşmak, ilham almak ve ilham olmak isteyen herkesi 1 Kasım’da İTÜ Maçka’ya bekliyoruz!

Erkek egemen mesleklerde ‘güçlü kadın’ olmak

0

Şirketler bunu değiştirmek için çalışmıyor olabilir… Yine de kadınlar kültürü değiştirmek için bazı adımlar atabilirler!

ABD’de mühendislik fakültelerinden mezun olan erkekler %80’lik dilimi oluştururken, mezunların yalnızca %20’si kadın. Bu fakültelerden mezun olan kadınların çoğu da çeşitli sebeplerden mesleğe bağlı kalamıyor. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’na göre, çalışan mühendislerin sadece yüzde 13’ü kadın.

Çeşitli araştırmalar, mühendislik benzeri birçok teknik alanda durumun benzer olduğunu ortaya koyuyor. Bilişim teknolojisi alanında çalışan kadınların yüzde 56’sı, kariyerlerini yarıda bırakıyor. Bu oran, aynı alandaki erkeklerin işten ayrılma oranının iki katından fazla.

Wisconsin Milwaukee Üniversitesi’nde psikolojik danışman, eğitmen ve araştırmacı olarak görev yapan Nadya Fouad, her kadının belirli bir alandan ayrılma kararının çeşitli nedenleri olduğunu söylüyor. Son otuz yıldır nüfus sayımı verilerini inceledikten sonra Fouad, kadınların mühendislik mesleğinde ne kadar uzun sürelerle var olabildiklerini ortaya koyan bir çalışma yürüttü.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde Fouad, çevresel etkenlerin çoğu kez kadınların işten ayrılmasının sebebi olduğunu keşfetti.

Fouad, mühendislik alanında çalışan kadınların örgütsel olarak ‘yıldırıldığını’ ifade ediyor: “Sebepler açık: Taciz eden müdür, nezaketsizlik, ilerleme fırsatlarının verilmemesi, kadın çalışanların eğitimi ve gelişimi için yatırım yapılmaması. Bu kesinlikle kadınların suçu değil. Yeterince özgüvenli ya da ilgili olmadıklarından değil, önceliği ailelerine verdiklerinden değil, erkekler tarafından sistemli bir şekilde yıldırıldıkları için işi bırakıyorlar.”

Sistemle mücadele edebiliriz!

Fouad kadınların erkek egemen meslek alanlarını daha misafirperver ve tatmin edici hale getirmek için kullanabilecekleri bir takım stratejilere dikkat çekiyor. Bunların hepsi konfor alanınızdan çıkmayı gerektirebilecek uyarılarla birlikte gelen tavsiyeler…

Fouad, “Şirketlere kaç kadını terfi ettirdiklerinin, kaç kadının işe aldıklarının, kaç tane siyahi çalışanını terfi ettirdiklerinin hesabı sorulmalı” diyor. “Yine de, bu ortamlarda çalışan kadınların ve siyahilerin başarılı olmak için stratejileri olmalı. ‘Ortalık düzelene kadar bekle’ demek fazla naifçe olur. Kadınları güçlendirmek zorundasın!”

İşte Nadya Fouad’ın kadınlara 3 tavsiyesi:

1. Kendi reklamınızı yapın

Başınızı önünüze eğip yaptığınız işin görülmesini beklemeyin, yaptığınız işi gösterin! Başardıklarınızı birilerinin gözüne sokmaktan hoşlanmıyor olabilirsiniz ancak işyerinde görmezden gelinmemek için bunu yapmak zorundasınız. İyi bir network oluşturun, grubunuzdaki herkesin yaptıklarını gösterebilecekleri bir iletişim ortamı oluşturun ve birbirinizi destekleyin.

2. Takdir görmek hakkında konuşun

Ne tür görevler alacağınız konusunda söz sahibi olabiliyorsanız, hangi işlerin sizin daha çok görülmenizi sağlayacağını iyi düşünün. Bir organizasyondaki herkes, hangi işlerin takdir göreceğini konuşabiliyor olmalı. Gecenin üçünde şirkete gidip problemleri çözen birisi çok takdir görebilir ancak bazı kadınlar o tür problemlerin oluşmaması için çok çalışıyorlardır… Bunu gösterin!

3. İşyerinde kendiniz olun

Kendisi de bir futbol meraklısı olan Nadya Fouad, erkeklerin olduğu bir işyerinde bu merakından bahsetmesinin ‘yapmacık’ olduğunu düşünerek kendini geri çekmediğini anlatıyor. Kendinizi olduğunuz gibi ortaya koymaktan çekinmemeniz gerektiğini ifade eden Fouad, bu şekilde görünürlüğünüzü arttırabileceğinizi ve psikolojik olarak da kendinizi daha rahat hissedeceğinizi söylüyor.

 

Bu yazı, Lydia Belanger’in Entrepreneur sitesindeki yazısından çevirilerek derlenmiştir.