İşte Tacize Sessiz Kalma!

İş yerimiz… Günümüzün büyük bir kısmını yaşadığımız ve çoğu zaman yaşlandığımız yer.

Huzurlu bir şekilde çalışma şansını bulabilmişsek eğer, emekli olup gurur duyarak yaşlandığımız yer.

Ancak bazı durumlarda çalışanlar için ayaklarınızın geri geri gittiği yer de olabiliyor.

“İş yerinde psikolojij şiddet” olarak adlandırılan, herhangi bir şekilde çalışanı huzursuz etme birçok kişinin sorunu.

Kadın olmanın zorlukları başlığı altında, ilk sıralarda geliyor iş yerinde kadınların yaşadığı zorluklar.

Özellikle de mağdur, kadınlar olduğunda, maalesef konu gizli kalabiliyor, konuşulmuyor.

Çünkü bu durumu yaşayan kadınlar, durumu herhangi bir yere bildirimde bulunmuyor, sessiz kalıyor.

Kadınlar Neden Susuyor?

İş yerinde şiddete uğrayan kadınların herbirinin bu duruma verdikleri tepki, susma nedenleri, mücadele şekilleri farklılık gösteriyor.

  • İşini kaybetme korkusu, ekonomik nedenler
  • “Kim ne der” düşüncesiyle, işyerinde, ailesinde, sosyal çevresinde itibarını kaybetme korkusu
  • Sesini duyuramama endişesi
  • Mevcut/bilinen düzeni devam ettirme düşüncesi- çünkü bilinen, alışıldık düzenin ötesi bilinmezlikle doludur-
  • Ve birçok kişi de bu şiddetle baş edebildiğini düşünürken aslında durumu normalleştirerek farkına varamadığı için susuyor.

Bu nokta da “Rıza Üretimi” dediğimiz kavram ortaya çıkıyor. Bu şiddeti uygulayan kişiler, mağdurların çaresizliklerinden, korkularından fırsat yaratıp zorla rıza üretmiş oluyorlar.

Dolayısıyla, iş yerinde kadına şiddet uygulayan kişiler, yukarıda sayılan ve sayılamayan daha birçok nedenin çok farkındadır ve mağdurları sistematik bir şekilde bunlara göre belirlerler.

Kimler Şiddete Uğruyor?

Kadını iş yerinde taciz edenler çoğu zaman yönetici konumundaki kişiler olabiliyor. Pozisyonu gereği elinde güç bulunduranlar, bu gücü kötüye kullanıyor.

  • Çaresiz hissedip kendini savunma cesaretini kendinde bulamayan kadınlara,
  • Uzun yıllar çalıştıkları kuruma emek vermiş, böyle bir konuya müdahil olarak emeğini heba etmek istemeyen kadınlara,
  • Herhangi bir nedenle duygusal boşluk yaşayan, ailesel sorunları olan kadınlara…

Çok daha fazla neden sıralanabilir…

Tüm maddeler çok tanıdık; tanıdık çünkü yaşıyoruz maalesef.

Ancak, kime, neden yapılırsa yapılsın, yapıldığında nasıl tepki verirseniz verin, nasıl giyinirseniz giyinin bu kadının suçu değildir. Bu, net olarak tacizi yapan kişinin suçudur.

İçinde bulunduğunuz hiçbir durum bu tacizi haklı çıkarmaya neden değildir.

Çünkü yönetici, iş arkadaşı, kadının hissettiği, “güçsüzlük” olarak adlandırılan bu durumdan faydalanmaya çalışan kişi değildir.

Susmak bu suçu işleyenlerin suçuna ortak olmak oluyor.

Kadının bu konudaki tek suçu susmak, sessiz kalmak, birlik olmamaktır.

Ve bu öyle bir suçtur ki gün geldiğinde bu suçtan siz de sorgulanırsanız.

Neden sustun?
Bundan fayda mı sağladın?
Rıza mı gösterdin?

İş yerinde kadına şiddet, yapılan tüm şiddetler gibi vicdani bir suç, insanlık suçu olmasının yanı sıra Türk Ceza Kanunu’nda cezai yaptırımı olan bir suçtur.

Bu yüzden, geçmişe göre günümüzde bu konuya daha hassas değinilirken, tüm kurumsal şirketler “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” konusunu kendine görev edinmişken, giderek tüm dünyanın sıfır tolerans ile yaklaştığı bu konuda artık susmayın.

Susmayın ki, konuşuldukça bu suçu işleyenler ortaya çıksın, susmayın ki bu konunun cezai yaptırımı olduğunu gören diğerleri buna cesaret edemesin ve kadınlar da bu hikayeleri duyarak cesaretlensinler.

Susmayın ki “Öyle kolay değil konuşmak”, “Dışarıda iş bulamayız”, “Olan yine kadına olur”,”Bana kimse inanmaz”, “Her yerde oluyor böyle şeyler” diyen kadınların sayısı giderek azalsın.

Ve belki de en önemlisi şimdinin kız çocukları, geleceğin kadınları böyle bir dünyayla yüz yüze kalmasın.

Kadınların bu konudaki ezilmişliğine, yine biz kadınlar susmayarak, birbirimize kız kardeş desteği vererek çare olabiliriz.

Duyarlı, mert ve cesur olduğunuzda, bulunduğunuz ortamda sesinizi duyurabileceğiniz bir kişi mutlaka olacaktır.

“Üç kişi yanlış anlayacak diye doğru anlayacak yüz kişiden kendinizi mahrum etmeyin.” – Deniz Erdem, Terapi Defteri

Yorumlar

yorum

0

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir