Ana Sayfa Blog Sayfa 9

Harika Bir Ekip

0

Okullarda öğretilen, iş başvurularında bir gereklilik olarak verilen “ekip çalışması”nın bir örneğiydi bu seneki Dijital Topuklar.

Aslında her sene öyle… Dijital Topuklar’ın görünen iki kişilik ekibinin arkasında her yıl hizmet verenler, destek verenler, gönüllüler, izleyiciler oluyor. Her sene ortaya çıkan işte ve en önemlisi de sinerjide onların da emeği oluyor.

Ancak bu sene, içinde bulunduğumuz olağanüstü şartlar sebebiyle, olağanüstü bir çaba gerekiyordu. Dijital Topuklar’ın beşincisini geride bıraktığımız şu günlerde, bu çabamızın boşa olmadığını hissediyoruz.

Dört yıldır her 1 Kasım’da gerçekleştirdiğimiz yüz yüze buluşmalarımızın akibeti, birçok şey gibi Mart ayında dünyayı ele geçiren pandemiyle birlikte belirsizdi. Belirli olan bir şey vardı: Her nasıl olursa olsun, bu sene yine 1 Kasım’da Dijital Topuklar’ı yapacaktık.

Temamız belliydi: #gücünügör. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da içerik üretimine, feminizme, eşitliğe, üretmeye, çocuğa ve çocukluk algısına dokunan konularda oturumlarımız olacaktı. Bunlara, uzun zamandır masaya getirmek istediğimiz bilim ve siyaset temalı içeriklerin yanı sıra içinden geçtiğimiz günlerin zorluğunu ve bu zorlukların getirdiği dönüştürücü gücü konuşacağımız oturumlar da eklendi ve içeriğimiz ortaya çıktı.

Artık rotamız da belliydi: Bu sene Dijital Topuklar online olarak gerçekleşecekti. Hemen teknik alt yapı çalışmalarına başlandı.

Teyitlenen ilk konuşmacımız, aynı zamanda aklımızdaki ilk isim de oldu: Emel Korkmaz. Emel Anne’yle acının dönüştürücü gücünü konuşmak, uzun zamandır istediğimiz bir şeydi. Bir diğer konuşmacımız, dünyaca ünlü psikolog ve Türkiye’de en bilinen kitaplarından Öfke Dansı’nın da yazarı olan Harriet Lerner, öfkenin gücünü anlatması için ilettiğimiz davetimize hemen olumlu yanıt verdi. Harriet’ın yanı sıra, Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinden konuşmacılar, pandeminin getirdiği zorluğun dönüştürücü gücünü ortaya koyarmışçasına bizimleydi.

Harriet Lerner ile…

1 Kasım 2020’yi özetleyecek olursak;

  • #içeriğingücü başlıklı ilk oturumunda içerik üreticisi Cansu Dengey ve OnlyHerstory projesinin kurucusu tarihçi Duygu Atlas platformlarında yaşadıklarını, takipçileriyle ilişkilerini ve bunun kendilerine sağladığı motivasyonu paylaştı.
  • Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Zeynep Karaman, #dayanışmanıngücü oturumunda, kamu kurumlarının kadınların toplumsal hayattaki rolüne yönelik katkılarının yarattığı farktan bahsetti. Karaman 100 bin nüfusun üzerindeki belediyelerde kadın sığınma evlerinin açılmasının zorunlu olduğunu ancak bugün sadece 32 belediyenin kadınlara bu imkanı tanıyabildiğini anlattı.
  • #çeşitliliğingücü oturumunda, Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Dekanı Pınar Uyan Semerci ve LİSTAG kurucularından Günseli Dum, ayrımcı bakış açılarını bunların altında yatan sebepleri ve doğurduğu sonuçları konuştu. Dum, bu ayrımcı yaklaşımı aile temelinde ele aldıklarını ifade ederken; Pınar Uyan Semerci, toplumdaki pek çok farklı kesime yönelik ötekileştirilmenin şiddete varan sonuçlarının olduğunun altını çizdi.
  • Perihan Çıragöz’ün yönlendirmeleri ve Yağmur Ruken Kahraman’ın eşliğinde, #bedeningücü keşfedildi.
  • Pandemiyle değişen yaşam koşullarında ruh sağlığını korumanın önemi, Gazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Şenol ve psikiyatrist/psikoterapist Dr. Agâh Aydın ile birlikte #zorluğungücü’nde konuşuldu. İçinde bulunduğumuz koşullarla mücadele etmek ve mutlak sonuç aramaktansa, bu süreci anlamanın ve beraberinde getirdiği koşullara uyum sağlamanın hem bireysel hem de toplumsal anlamda bir çözüm olabileceği vurgulandı.
  • Tüm dünyada, siyasette kadının gücünü görmeye başladığımız bu dönemde, Karşılaştırmalı Siyaset Bilimci Aysuda Kölemen ile #siyasetingücü masaya yatırıldı. Kölemen, iyi bir lider olmanın farklı bakış açılarını anlamayı gerektirdiğini ifade ederken, toplumsal cinsiyet perspektifinde siyasetteki kadından uzlaşmacı bir rol beklendiğini anlattı.
  • Cezaevlerinde caz konserleri projesi “Hükümsüz Caz” ile #müziğingücü’nün yarattığı farkları yaşadığı tecrübelerden ilhamla paylaşan Dilek Sert Erdoğan’ın ardından PowerTürk’ün destekleriyle online DJ atölyesi gerçekleştirildi.
  • Günün ikinci yarısında Coca-Cola’nın sponsorluğunda gerçekleşen #kızkardeşliğingücü oturumunda Coca-Cola’nın Habitat Derneği iş birliği ile gerçekleştirdiği Kız Kardeşim Projesi’nden bahsedildi.
  • #çocuğungücü oturumunda, toplumda kadının yanında konumlandırılan çocukların hakları ve pandemi döneminde pek çok açıdan etkilenen eğitim koşulları değerlendirildi. Panelin konuşmacılarından Seda Akço, çocuk haklarının her evde ihlal edildiğini ifade ederken, öğretmen Ceyhan Peştimalcioğlu sınıf ortamında çocukların kendilerini ifade edebileceği bir ortam sağlanmasının önemini vurguladı. Cinsellik eğitmeni/danışmanı ve aktivist Efsun Sertoğlu ise çocuğu değersizleştiren söylemlerin günlük iletişimimizde yerleşik olduğunu işaret etti.
  • ALİKEV’in kurucusu Emel Korkmaz ve Klinik Psikolog Gökhan Çınar ile birlikte #acınıngücü’nden doğan umutlar paylaşıldı. Gökhan Çınar, acı ve yas deneyimlerinin içinden geçerek hayata dönüşümden bahsederken, Emel Korkmaz, bugün ALİKEV bünyesinde yapılan her çalışmanın Ali İsmail Korkmaz’ın anısını canlı tuttuğunu ve yaşadığı büyük acıya ortak olan binlerce insanla bunun mümkün olabildiğini anlattı.
  • #bedeningücü’nde yoga eğitmeni Esra Sert sağlıklı agresyon pratikleri yaptırdı.
  • Tüm dünyada pandemi koşullarından fazlasıyla etkilenen sanata, #sanatıngücü oturumunda Serra Yılmaz’ın deneyimleri ve gözlemleriyle bakıldı. Pandemi sürecinde sahne sanatlarının video üzerinden deneyimlenmesinin tiyatronun özelliğini yok ettiğini ifade eden Yılmaz, bu dönemde sanat ve kültür konusundaki kayıtsızlığa rağmen gösteri sanatlarına sahip çıkılması çağrısında bulundu.
  • TeknoSA, Sabancı Vakfı ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu iş birliğiyle şiddet gören ve teknolojiye erişimi kısıtlı olan kadınları teknolojiyle buluşturmak için başlatılacak dayanışma hareketi #teknolojiningücü oturumunda ilk kez anlatıldı.
  • Astrofizikçi Burçin Mutlu Pakdil, Bilim Kadınları oluşumunun yöneticilerinden Şeyda İpek ve feminist sosyolog Selda Tuncer, #bilimingücü oturumunda kadınları bazı bilim alanlarından uzak tutan yaklaşımları anlattılar. Şiddet ve taciz gibi yaklaşımların kadınların mücadele etmesi gereken unsurlar olduğunun altını çizerken, kadın dayanışmasına çağrıda bulundular.
  • #feminizmingücü panelinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitmeni Ebru Nihan Celkan, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Gülsüm Kav ve akademisyen Özden Melis Uluğ, dijital platformlardaki kollektif eylemlerin kadınların hayatlarına olan dönüştürücü etkisini anlattılar.
  • Müzisyen Aydilge Sarp, müziğin şifalandırıcı gücünden ve kadın olarak müzik sektöründe yer alma tecrübesinden bahsettikten sonra ‘Yalnız Değilsin’ adlı şarkısını canlı olarak seslendirdi.
  • “Öfke Dansı” kitabının yazarı Harriet Lerner, çevirmen Halil İbanoğlu’nun eşliğinde, #öfkeningücü’nün yok saymadan nasıl dönüştürebileceğini ve bu güç sayesinde nelerin değişebileceğini anlattı.

Bu yıl online gerçekleşen etkinliğimizin ayrıntıları, zirve.dijitaltopuklar.com adresinde yer almaya devam edecek. Kayıtlarımız ise, yayin.dijitaltopuklar.com adresinden, daha önce satın almış olduğunuz biletinizin gönderildiği mail adresinize iletilen şifreyle izlenebilecek. Eğer 1 Kasım’ı kaçırdıysanız ancak yine de kayıtları izlemek istiyorsanız, zirve sayfamızdan bilet satın alabilirsiniz.

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da teşekkürlerimiz var:

  • Etkinlik hizmetini veren Emirhan Arslan ve beraberindeki tüm Nice 4 Mice ekibi;
  • Teknik altyapıyı sağlayan Şendoğan Yazıcı ve Salih Demirel;
  • Yola çıktığımız günden bu yana hayata geçirdiği tasarımlarına bu yıl dijital sahnemizi de ekleyen Deniz Coşkun;
  • O gün sosyal medyadaki sesimiz olan gönüllü arkadaşlarımız Derya Divrikli Gül, Gülderen Yalçın ve Ezgi İçli,
  • Başta Zeynep Karaman ve Mine Kösem olmak üzere bize destek veren tüm Beşiktaş Belediyesi ekibi;
  • Tüm sponsor ve destekçilerimiz;
  • Tüm konuşmacılarımız;
  • ve söyleyeceklerimizi, anlatmak istediklerimizi önemseyen, o gün bizimle olan, Şırnak’tan İstanbul’a, İtalya’dan Malezya’ya kadar dünyanın her yerinden satın aldıkları biletle sadece Alikev ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na destek olmakla kalmayıp, birçok öğrenciye de askıda bilet kontenjanı sağlayan herkes…

Yayının ardından, Dijital Topuklar 2020'nin gerçekleşmesini sağlayan ekibin bir kısmı ile birlikte...

Beşinci yılımızda, dünya çapında yaşanan bir zorluğa rağmen yolumuza devam edebildiysek eğer, hepinizin varlığı ve desteği sayesinde…

2021’de, #sahipçık teması altında yeniden bir araya gelmek üzere, sevgiyle…

Dijital Topuklar

#gücünügör demenin hakkını veren bir Dijital Topuklar 2020

0

Uzun zamandır her sene 1 Kasım’ı Dijital Topuklar günü diye heyecanla bekliyoruz. 2020’de de bu değişmedi, bir farkla; hemen her şey olduğu gibi Dijital Topuklar da online olarak gerçekleşti.

Bunu ilk duyduğumda, her şeye rağmen bir Dijital Topuklar izleyebileceğimiz için sevindim ama ne yalan söyleyeyim, bir yandan da hep birlikte olmanın, birbirimizin yüzüne bakmanın, gözlerimizi doldurarak birlikte “Çember” söylemenin yerini tutup tutmayacağından da endişelendim. Etkinlik boyunca ise sevinerek fark ettim ki, yan yana değildik ama sanki elle tutulur, gözle görülür bir birlikte olma hali vardı havada. Başka evlerde, başka şehirler hatta başka kıtalardan insanlarla bir aradaydık ama derdimiz tasamız, sesimizi duyurma isteğimiz, üzüldüğümüz sevindiğimiz hiç de o kadar farklı değildi.

1 Kasım Pazar günü ekranların başına geçtiğimizde aslında aklımız, kalbimiz iki gün önce deprem felaketi yaşamış olan İzmir’deydi. Hâlâ da öyle. Onca üzüntü, çaresizlik hissi ve korku içinde ekrandan içime dolan dayanışmaya, etik değerlere inanmaya, bilime, çok çalışmaya, doğaya saygı duymaya ve kadın gücüne ne kadar minnet dolu olduğumu anlatmam zor.

Her kelimesini ‘Hay senin ağzını öpeyim’ diye dinlediğim Harriet Lerner’dan bahsetsem Agâh Aydın’ın güzelliğinden aklım çıkan cümleleri eksik kalacak. Hepsini oturup tek tek yazsam spoiler olacak. Şu Corona günlerinde en güvendiğim insanlardan biri olan Esin Davutoğlu Şenol’dan bahsetmek istiyorum sonra, tam o sırada galaksi keşfeden Burçin Mutlu Pakdil’in anlattıkları geliyor aklıma; ailesi ile ilgili anlattığı duymaya hasret kaldığımız şeyler, gözlerim doluyor tekrardan, ‘Bilim beee’ diye bağırasım geliyor. Bilim çünkü. İsmini söylerken bile içimiz titreyen Emel Korkmaz’ın anlattıklarından bahsetmek istiyorum, tekrar o anları yaşamaya cesaretim yok. #feminizmingücü panelinin şahaneliği geliyor aklıma ki aklıma gelmek ne demek, defterime yazdığım cümlelere bakıyorum her gün.

Her sene olduğu gibi bu sene de konular ve paneller şahaneydi ama esas güzel olan ve Dijital Topuklar’ı herhangi bir seminer izlemekten ayıran, o özen haliydi. Konuklara gösterilen özen, anlatılan hikâyelere, ağızdan çıkan her bir kelimeye gösterilen özen. Bunca hoyratlığın ortasında, en çok bağıranın en haklı olduğunu iddia ettiği bu özen, bu nazik hal pamuklara sarılıp saklanası.

Elif Doğan ve Perihan Çıragöz geçen sene Dijital Topuklar 2020 temasını #gücünügör olarak seçerken 2020’nin bilimkurgu filminden fırlamışçasına geleceğini ve bizi bir pandeminin orta yerine atacağını akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdir şüphesiz ama tam da bu seneye yakışan bir tema oldu nihayetinde. Gücümüzü görelim, evde bir masanın kenarında da olsa, ağzımızda maske bir ofisin ortasında da, hiçbir şey planladığımız gibi gitmediğinde de, ödümüz kopup da ‘acımadı kiii’ dediğimizde de. Bunu yaparken de yalnız olmayalım, yalnız olmadığımızı hatırlayalım dilerim.

Bakalım seneye tema ne olacak? Herkese iyi seyirler.

Bir refleks olarak ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’

0

Halit Ergenç’in arkadaşı Ozan Güven ile ilgili yaptığı açıklama özellikle sosyal medyada gündeme oturdu. Oturmayacak gibi de değildi zira kendisi dedi ki “Ben Ozan’ı çok severim, çok uzun zamandır da tanırım. Sevgimiz baki. Böyle bir olay geldi başına. Adalet neyse yerini bulacak ama alnının akıyla çıkacağını düşünüyorum. Çünkü öyle bir karaktere sahip olduğuna hiç şahit olmadım hayatım boyunca. Mutlaka orada bir şey olmuştur. Bunu da adalet çözecektir. Herkesin hakkında hayırlısı.”

Bu açıklamanın arkasından gelen tepkiler sonrası yanlış anlaşıldığını ve şiddetin ne olursa olsun karşısında olduğunu söyleyen bir özür yayınladı Ergenç. Her ne kadar özür dilemek en zayıf yanlarımızdan biri olduğu için hatasını açıklıkla kabul etmesi olumlu bir davranış olsa da, ‘Keşke baştan böyle demeseydi’ diye düşünmekten de kendimi alamıyorum.

Hani şu ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’ cümlesi var ya hele, işte o en üzücü olanı. Çünkü o bir toplumsal refleks aslında. Halit Ergenç bu cümleyi kuran ne ilk ne de son insan. Herhangi bir kadına şiddet tartışmasında çoğunluğun ilk tepkisi bu maalesef ve esas dedikleri şey ‘O da kim bilir ne yaptı da böyle oldu?’. ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’ demek ‘Birtakım şeyler olduğunda şiddet doğal karşılanabilir’ demek. Asıl kırılması gereken zincir bu işte.

‘Kim bilir ne yaptı da böyle oldu?’, ‘O da adamı aldatmasaydı’, ‘O da kadınlığını bilseydi’, ‘O da öyle giyinmeseydi’, ‘O da erkekliğine dil uzatmasaydı’ gibi onlarca bahaneyi sıralamak alışkanlık, bir türlü bırakılamayan eril bir kolaycılık. İki insanın birbirine ‘ne olursa olsun’ şiddet uygulayamayacağı ise akıldan çıkmaması ve nefes tükenene kadar anlatılması gereken tek gerçek.

Ünlü insanların her olayda burunlarına kamera dayamasının zor olduğunu anlayabiliyorum ve bir arkadaşın hakkında milyonlarca insanın önünde olumsuz cümleler kurmak istememek de gayet doğal ve insancıl bir tepki belki ama işte yine aynı milyonların önünde ‘Mutlaka orada bir şey olmuştur’ demek bambaşka yerlere götürebilir konuyu, çat diye meşrulaştırabilir şiddeti.

Şiddet bazen en çok da ‘öyle bir karaktere sahip olmadığı’ düşünülen insanlardan geliyor üstelik, belirli bir insan tipine özel değil. Öyleymiş gibi cümleler kurmanın kimseye bir faydası yok zira şiddet haberlerinde izlediğimiz insanların hepsi birilerinin arkadaşı, birilerinin çocuğu, birilerinin bakkalı, birilerinin komşusu. Birileri de onlar için ‘öyle bir karaktere sahip olmadıklarını’ düşünüyor. Her gün her yerde gördüğümüz insanlar bunlar, uzaydan düşmemişler dünyaya.

Keşke bunların hiçbirinden bahsetmek zorunda kalmayacağımız günler olsa dünyanın önünde ama belli ki varsa da yakın bir zaman değil. O güne kadar her cümlemizi düşünerek kuralım dilerim.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Dijital Topuklar’da yazılan yazılar, yazarın bakış açısı ve fikirlerini yansıtmakta olup, Dijital Topuklar’ın görüşlerini temsil etmeyebilir.

1 Kasım 2020’de, #dijitaltopuklarevde

0

2016’dan bu yana her yıl 1 Kasım’da Dijital Topuklar’ın zirvesinde bir araya geliyoruz.

İçeriğimiz, konuklarımız, mekânımız değişse de, değişmeyen tek şey 1 Kasım tarihi oluyor.

2020 beklenmedik zorluklarla başlayan ve devam eden bir yıl. Herkes gibi biz de bu zorlu süreçte birlikte bazı değişiklikler yapıp birtakım kararlar aldık ve zorluklarla birlikte dönüşerek yine, yeniden yola çıktık.

Dijital Topuklar 2020 yine 1 Kasım’da, bu kez online olarak gerçekleşiyor.

Her zorluk, farklı bir gücü beraberinde getiriyor. Yıllardır 1 Kasım’da yüz yüze gelebilmenin, bir gün boyunca birlikte gülebilmenin, ağlayabilmenin, sarılabilmenin, paylaşabilmenin coşkusunu özlediğimiz gerçeğini yüreğimizde tutarken, dijitalin erişimin verdiği imkânlar sayesinde yurtdışından konuşmacılar ve katılımcılara da ulaşabilecek olmanın heyecanıyla yerimizde duramıyoruz.

Bu yıl #gücünügör teması ile eşitliğe, feminizme, içeriğe, üretime, çocuğa ve geleceğe dair konuşulması gerekenleri yine, yeniden, farklı bağlamlarda konuşacağız.

#dijitaltopuklarevde etiketiyle ilk kez online olarak gerçekleşerek evlere konuk olacak, sınırları kaldırmanın özgürlüğünü yaşayacağız.

Birçok kadının hayatını değiştiren ‘Öfke Dansı’ kitabının yazarı Harriet Lerner ile kadınların içindeki #öfkeningücü’ne bakacak, ALİKEV üzerinden oğlu Ali İsmail’in hayallerini gerçekleştiren Emel Korkmaz’la birlikte #acınıngücü’nü konuşacağız. Sahada çalışan, eğitimler veren, araştırmalar yapan feministler ile #feminizmingücü’nü, çocuk hakları alanında çalışan aktivistler ve profesyonellerle #çocuğungücü’nü konuşacağız. Değişik platformlarda üreten içerik üreticilerinden #içeriğingücü’nü, bilimin farklı alanlarında çalışan kadınlardan #bilimingücü’nü öğreneceğiz. Ayrımcılığın toplumda nelere mal olduğunu #çeşitliliğingücü’nde konuşacak, içinden geçtiğimiz zorlu sürecin bizden aldıklarını ve bize kattıklarını uzmanlarla birlikte #zorluğungücü’nde tartışacağız.

Dijital Topuklar olarak, yola çıktığımızdan beri her yıl bir sivil toplum örgütünü kendi içimizde desteklemeyi ilke edindik. Bu sene bilet gelirlerimizin %10’unu Kadın Cinayetleri’ni Durduracağız Platformu ve Alikev’e bağışlıyoruz.

İçeriğimizin ayrıntıları önümüzdeki hafta içinde web sitemizde olacak. Biletleri de yine web sitemizden satın alabileceksiniz.

#dijitaltopuklar2020’ye doğru geri sayarken sizleri de heyecanımıza ortak olmaya ve 1 Kasım’da içimizdeki gücü görmeye davet ediyoruz!

#dijitaltopuklar2020
#dijitaltopuklarevde
#gücünügör

#dijitaltopuklar2020 biletleri satışta

0

1 Kasım’a doğru 30’dan geri saymaya başladığımız bu tatlı Ekim sabahında #dijitaltopuklar2020 biletleri satışa çıktı.

Her yıl ağırlıklı olarak İstanbul’dan olmakla birlikte Türkiye’nin farklı şehirlerinden de katılımcılarla gerçekleşen Dijital Topuklar, bu sene Beşiktaş Belediyesi’nin desteğiyle ve #dijitaltopuklarevde etiketiyle sınırları kaldırdı. 1 Kasım’da dünyanın her yerinden ilham veren isimleri “evde” konuk etmeye hazırlanırken, içeriğimizi zirve sayfamızdan inceleyebilir, biletlerinizi yine aynı sayfadan satın alabilirsiniz.

Dijital Topuklar olarak yola çıktığımız ilk günden bu yana sivil toplum kuruluşlarıyla yan yana durmayı hedefledik. Bu sene bilet gelirlerimizin %10’unu Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Alikev’e bağışlayacağız. Satın alacağınız her biletle kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesi yönündeki çalışmalara destek olurken, gençlerin toplumsal fayda sağlayan etkinliklerde yer alarak daha önyargısız, daha çatışmasız, daha eşitlikçi, daha sosyal bireyler haline gelmelerine de yardımcı olacaksınız.

Bu yıl 1 Kasım’da bizi yine çok zengin bir program bekliyor. İçeriğimizi hazırladığımız süreç boyunca bir yandan vermek istediğimiz mesajları dikkatlice kurgularken, bir yandan da online etkinliğin dinamiklerini dikkate aldık. Ve sonunda yarım günlük, dolu dolu bir etkinlikle karşınıza çıktık.

1 Kasım’da evlerimizden de olsa yine birçok duyguyu birlikte yaşayacağız. Birçok kadının hayatını değiştiren “Öfke Dansı” kitabının yazarı psikolog Harriet Lerner ile kadınların içindeki #öfkeningücü’ne bakacak, 2017’de yaptığı keşifle dünyanın en önemli bilim insanları arasında heykeli yer alan astrofizikçi Burçin Mutlu Pakdil, sosyolog Selda Tuncer ve bilimkadinlari.com ile #bilimingücü’nü öğreneceğiz. ALİKEV üzerinden oğlu Ali İsmail’in hayallerini gerçekleştiren Emel Korkmaz ve klinik psikolog Gökhan Çınar’la birlikte #acınıngücü’nü konuşurken, sahada çalışan, eğitimler veren, araştırmalar yapan feministlerden toplumsal cinsiyet eşitliği eğitmeni Ebru Nihan Celkan, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Gülsüm Kav ve akademisyen Melis Uluğ ile #feminizmingücü’nü; cinsellik eğitmeni ve aktivist Efsun Sertoğlu, avukat Seda Akço ve öğretmen Ceyhan Peştimalcıoğlu ile #çocuğungücü’nü konuşacağız. Birbirinden farklı platformlarda üretimler yapan içerik üreticileri Cansu Dengey, reklam yazarı ve podcaster Deniz Dülgeroğlu ve OnlyHerstory projesinin kurucusu tarihçi Duygu Atlas’la #içeriğingücü’nü, akademisyen Pınar Uyan Semerci ve LİSTAG kurucularından Günseli Dum ile #çeşitliliğingücü’nü masaya yatırırken, içinden geçtiğimiz zorlu sürecin bizden aldıklarını ve bize kattıklarını uzman hekim Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ve psikiyatrist/psikoterapist Agâh Aydın ile birlikte #zorluğungücü’nde tartışacağız. Müzisyenler Aydilge Sarp ve Dilek Sert Erdoğan’la müziğin gücünü paylaşırken dinletileriyle keyifli dakikalar geçireceğiz.

Bu sene 1 Kasım’da, evlerimizde ama hep birlikte olacağız.

#dijitaltopuklar2020’de görüşmek üzere!