Ateşin Kızı: Füreya

Kale Kategori

Birçok kadına kendini gerçekleştirmek konusunda ilham vereceğini düşündüğümüz “İlham Veren Topuklar“ın bu ilk yazısını, bölümü hayata geçirmemizde bize destek olan Kale Grubu’nun, geçtiğimiz aylarda 60. kuruluş yılı vesilesiyle Türkiye’de iz bırakan bir sergiyle andığı, Türkiye’nin ilk çağdaş seramik sanatçısı Füreya Koral’a ayırmaktan mutluluk duyuyoruz.

Károly Aliotti, Nilüfer Şaşmazer ve Farah Aksoy küratörlüğünde düzenlenen bu retrospektif sergi, Füreya’yı 20. ölüm yıldönümünde anarken, onu tüm yönleriyle gelecek nesillere de aktaran bir fırsat oldu. 


Sene başında Sıraevler’de düzenlenen sergiden bir görüntü…

“İstiyorum ki yaptığım çini tabakta en fakir ev yemek yesin. Benim çinilerim herkesin olsun.”

diyerek Türkiye’yi seramik sanatıyla tanıştıran Füreya Koral, yalnızca seramikçi değil. Çiniye kattığı çağdaş yorumla geleneksel duvar süslemeciliğini ileri taşıyan, seramiği duvar panolarında mimari bir unsur olarak kullanarak mimari rönesansa katkı sağlayan, seramiğin herkesin hayatında yer alması için çabalayarak seramiğin sınırlarını zorlayan bir zanaatkar aynı zamanda…

Florya’daki Sırıklı Köşk’ün terasında, 1935. Fotoğraf: Sara Koral Aykar arşivi

1910 yılında Büyükada’daki Şakir Paşa konağında başlayan Füreya Koral’ın hikâyesi, dokunduğu herkese gitmek istedikleri yol ile ilgili cesaret ve ilham veren, zamansız bir öykü…

İki yıl içinde yirmi senelik yol almıştım sanki. İhtiyarlamıştım, yaralanmıştım, iki çocuk kaybetmiş ve ölümün eşiğinden dönmüştüm. Âşık olduğum kocamı, gururumu korumak için boşamıştım ve henüz yirmi iki yaşındaydım. … teyzemin peşinden Atina’ya gittim… ve orada bir Anka kuşu gibi, küllerimden bir kez daha doğdum.

olarak anlatıyor Ayşe Kulin, Füreya’nın sanatla tanışma öyküsünü Füreya ismini verdiği dönem romanında…

Bulunduğu ailenin konumu itibarıyla sanatın içine doğan Füreya Koral, asıl aşkı olan seramiğe yaşamının geç sayılabilecek bir evresinde, 1947’de tedavi görmek üzere yattığı İsviçre’deki Leysin sanatoryumunda, teyzesi Fahrelnissa Zeid’in ısrarıyla başlıyor.

Seramik tabak, Sara Koral Aykar koleksiyonu

Tedavisinin ardından gittiği Paris’te dönemin ünlü seramik sanatçılarından Georges Serré ile tanışıyor. Onun yönlendirmesiyle çeşitli seramik atölyelerinde çalıştıktan sonra 1951’de Paris’teki Galerie M.A.I.’de ilk kişisel sergisini açıyor.

Bir akşamüstü, bir saatin içinde yıldız olmuştu Füreya.

Ertesi sabah gazeteleri aldı ve hakkında çıkan yazıları okudu.
“Füreya’nın, bu Türk sanatçının sevgisi, doğu ile batı kültürünün bir sentezidir,” diyordu bir sanat eleştirmeni.
“Bu kadına dikkat edin. Takip edilmesi gereken bir sanatçı,” diyordu bir başkası…

Füreya, o sergide bir değişim yaşamıştı.
O artık bir seramikçiydi!

Ve hayatının son dönemlerine kadar da seramikçi kalacaktı. Türkiye’ye dönmesinin ardından ilk özel çağdaş sanat galerisi Maya Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açacak, 1960’larda çini geleneğinden yola çıkarak, birçok kamusal yapıya duvar panoları üretecekti.

Doğu ve Batı kültürlerini eşsiz bir şekilde sentezleyen, Akdeniz turkuazına tutkun bir seramikçiye dönüşen Füreya’nın İstanbul’daki atölyesi, dönemin ünlü yazar, sanatçı ve mimarları için önemli bir buluşma noktası olacak, bir sonraki nesil seramik sanatçılarının yetişmesi için de eşi bulunmaz bir yuva haline gelecekti.

40 yaşından sonra kendini seramikle yeniden başlatan, sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücünü kendinde cisimleştiren Füreya Koral’ın zamana meydan okuyan hikâyesi bir kendini gerçekleştirme öyküsü aslında…

İçine doğduğu, yaratıcılığın ve aykırılığın norm olduğu Şakir Paşa Ailesi’nin ayrıcalıklı ortamına karşın ülkesine faydalı olmak için her türlü fedakarlığı göze alan, değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir Cumhuriyet kadını olan Füreya’nın hikâyesinin dokunduğu herkes elinde olmadan kendi yaşam yolculuğu hakkında düşünmeye başlıyor.

1997 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yuman Füreya Koral, seramik sanatına kattığı eserlerinin yanı sıra Kaleseramik Vakfı bünyesindeki, seramik bölümünde okuyan ve gelecek vaad eden kız öğrencilerin eğitimine destek veren Füreya Burs Fonu‘nda, Ayşe Kulin’in küçük bir çocukluktan alıp bilge bir kadın olarak noktaladığı muhteşem dönem romanında ve en çok da hayat hikâyesinin ilham verdiği, “Ben de yapabilirim” diyen genç-yaşlı birçok kadının kalbinde yaşamaya devam ediyor.

İlham Veren Topuklar bölümündeki tüm yazılar, Kale Grubu’nun desteğiyle yayınlanmıştır.

Yorumlar

yorum

1+
Kale Kategori

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir