Erkekler İçin, Erkeklerin Kanunu

90’lı yıllarda bir genelev patronu olan Manukyan’ın vergi rekortmenliği çok konuşulurdu. Dizilerde, haberlerde devamlı “fuhuş operasyonu”ndan bahsedildiğinden fuhuş sanki yasa dışı bir faaliyetmiş gibi anlaşılır. Bu durumda vergi rekortmenliği kısmı kafa karıştırırdı. Fuhuş yasaldır. Hatta devlet ayrıntılı şekilde bunu düzenler ve genelev hizmetlerinden vergisini de tahsil eder.

Bilindiği gibi ülkemizde kanunları erkekler yazar. Erkekler yazar ve erkekler için yazar. “Genel Kadınlar ve Genel Evlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü” de bu konuyu düzenleyen mevzuattır. Tüzüğün fiilen ne kadar uygulandığı konusunun ayrıca incelenmesi gerekmekle birlikte tüzüğün doğrudan içeriğinin esasen erkekleri korumaya yönelik, erkek bakış açısının ürünü olduğu ve devletin fuhuşa karşı ikiyüzlü duruşu çok açıktır.

Tüzük öncelikle “Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu” kurulmasından bahseder. İsminden sanki bu komisyon fuhuşla “mücadele” edecek, fuhuş yapılmaması için tedbirler alacak gibi anlaşılır. Fakat tüzüğün içeriğinde buna dair herhangi bir düzenleme yer almaz. Aksine tüzüğün tamamı, kadınların genel kadın olarak fişlenmesi (“tescili” diye geçiyor, halk arasındaki adıyla “vesika alması”), periyodik sağlık muayenelerinin yapılması ve çeşitli diğer idari işlemleri içerir. Hal böyle iken devletin esasen fuhuş yapılmasını önleme gayretinde olduğunu düşünmek pek mümkün değil. Fakat buna rağmen Tüzük içinde sık sık “fuhuşun zararları” (Madde 4/b), “namuslu kimseleri fuhuşa ve ahlaksızlığa tahrik ve teşvik edenlerin tespiti” (Madde 13/c), “namuslu hayata dönmesini sağlayacak tedbirler” (Madde 20,) “kadınları fena hayatlarından vazgeçirmek için hayır dernekleri himayesi” (Madde 109) gibi altı hiçbir şekilde doldurulmayan ifadelerle fuhuşun karşısındaymış gibi bir imaj çizilmeye çalışılmıştır.

Genel kadın tanımında (Madde 15) “erkeklerle münasebet” yer alır ve fahişe olmak için kadın cinsiyetinde olmak şarttır. Bu durumda cinsiyet değiştirmemiş translar ve erkek fahişelere dair herhangi bir düzenleme bulmak mümkün değildir. “Mükerreren ve birçok erkekle münasebette bulunan kadının fuhuşu sanat edindiğinden şüphe edilir” (Madde 20) Dikkat ederseniz münasebetin bir ücret karşılığı olup olmadığı meselesine hiç değinmemiştir. Kadın için kocası dışında bir erkekle “münasebeti” her şekilde fuhuş şüphesi olarak görür. Tüzük 1961 tarihinde yayınlanmış, 1973 yılında da değişikliğe uğramıştır. Dünya 68 Kuşağının özgür cinselliğini konuşurken Türkiye kadının nikah olmadan yaşadığı cinselliğinin fuhuş şüphesi olmasıyla meşguldür. Pek tabii bir erkeğin birden çok kadınla münasebette bulunması konusunda herhangi bir düzenleme yapılmasına gerek duyulmaz.

Tüzük, genel kadınların sağlık muayeneleri meselesini çok sıkı tedbirlere bağlamış ve çok ciddi yaptırımlar öngörmüştür. Kadınlar izinde dahi olsalar haftalık olarak sağlık muayenesinden geçmekle yükümlü tutulmuş, hastalık tespit edilmesi mutlak tedavi şartına bağlanmış, tedavinin reddi de fuhuş ruhsatından men edilme yaptırımına bağlanmıştır. Öte yandan herhangi bir periyoda bağlanmadan, bir teftiş esnasında zührevi hastalığından şüphe edilen (müşteri) erkek bakımından sadece adresinin alınması ile yetinilmiştir (Madde 88). Bu erkeğin herhangi bir sağlık taramasından geçmesi, tedavi olması vesair beklenmez. Düzenlemedeki esas gaye kadınların değil erkeklerin sağlığını korumaktır. ‘Kamu sağlığı’ ifadesindeki ‘kamu’, erkeklerden oluşur.

Tüzük evlilik müessesini de elbette ki kadınlar açısından tek taraflı bağlayıcılığı olan bir kurum olarak görmektedir. Genel ev açmak isteyen kadınların başvurusunda kocalarının onayı olduğuna dair noter onaylı belge aranırken (Madde 51/f), genel ev açmak isteyen erkekler bakımından böyle bir belgeye ihtiyaç duyulmaz. Yine 1973’te ilave edilen ek maddede genel kadın olarak evli kadının çalıştırılması yasaklanmıştır. Fakat evli erkeklerin müşteri olarak kabul edilmemesi konusunda herhangi bir düzenleme yer almaz. Evli olmak erkeği değil, kadını bağlar.

Son olarak, Tüzük devletin kadın-kız kelimeleri konusundaki bakış açısını da açık şekilde ortaya koymaktadır. Bilindiği üzere kadın “erişkin dişi” anlamına gelir, bu durumda 18 yaşın üstündeki dişilere kadın denmesi gerekir. Oysa Tüzükte defaatle “21 yaşını bitirmiş kadın veya kızlar” ifadesine yer verilmekle kadın dendiğinde “başından bir cinsel deneyim geçmiş insan”ı ifade etme maksadı açıkça ortaya konmuştur.
Erkek kanun koyucu tarafından, erkek vatandaşlar daha steril hizmet alabilsinler diye, erkek polisler tarafından uygulanması öngörülen, erkek zihniyetin ürünü bir Tüzük hazırlanmıştır. Ayrıntılarını merak edenler 19.04.1961 tarihli Resmi Gazete’den inceleyebilir.

Yorumlar

yorum

1+

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir